BLOG

Bedenin Tercümesi

Cumartesi, 27 Haziran 2015 1328 Views 0 Comments

Jacques Alain Miller; “İletişim ötekini aldatmak, tartışmayı kazanmak, tehdit etmek, baştan çıkarmak ya da gerçek arzumuzu gizlemek için kullanılıyor.” der.
Kelimeler en başarılı kullanıldıkları anlarda dahi aciz kalan sembollerdir. Biz hangisini nerde ve nasıl kullanmak istiyorsak sadece hizmet ederler. Bir iletişimin sadece %10 luk bölümünü kapsarlar ve yeterli değillerdir. Geriye kalan %90’lık bölümün %30 u ses ve konuşma %60’ı ise beden dili olarak genellenebilir. Ee peki ne yapalım öyleyse susalım gözlerimiz mi konuşsun? Hayır. Sadece harflerin yan yana getirilmesiyle oluşturulan kelimelere körü körüne inanmayalım. Çünkü insan zihninde(ki bu insan zihni kadında ve erkekte farklı işler) düşünceler dans eder. Biz sadece ‘bu da var’ kısmından hareket ederek nabza göre şerbet veririz. Kelimelerle bütünden değil parçadan söz ederiz. Maharet ise bahsedilen parçayı bütün gibi gösterip sadece ama’dan öncesini yahut sonrasını dile getirerek kabul ettirip fırına atmaktır. Sadece sözlerle yola çıkarsak pişme süresi dinleme süresiyle eşit olacaktır. Bu olayı bozansa iletişim esnasındaki beden dili, ses ve bunların alt başlıklarıdır.
İnsan bedeni ile toplum sahnesine çıkar. Benliğinin mekanı olan beden ve bunun yorumları insanlık tarihi kadar eskidir ve kültürden kültüre de çeşitlilik gösterir. Aşağıda daha önce aldığım derslerden harmanla ve naçizane gözlemlerimle bu konudan bahsetmek istiyorum. Çünkü beden dili kontrol edilebilir ancak gizlenelemez ve bilinçdışı motivasyonları açığa çıkartır.
İş hayatı ve sosyal hayattaki davranış ve beden dilimizle başlayalım sonrasında herkesin ortak noktası aşk, erkek- kadın başlıklarıyla devam ederek bölüm bölüm vücudumuz ne anlatıyor şeklinde kısa notlarla noktayı koyalım.
İnsan algısı ilk önce görme ile başlar. O çok makbul ağzımızı açmadan önce gözümüz karşımızdakini algılamıştır. Bu algı gözlerle başlar, avuç içiyle devam eder ve sonrasında bütünü inceler. (kıyafet, takı, makyaj, boy pos, kilo hepsi incelenir beynimizi sakın küçümsemeyin muazzam bir organdır kendisi) Bu dipnotu bir cepte tutalım çünkü bunun üzerinden genişleterek devam edeceğiz.

İŞ HAYATINDA KULLANILMASI GEREKEN BEDEN DİLİ ve DAVRANIŞbeden-dili-01
Profesyonel hayatımızdaki bakış noktamız iki kaşımızın ve burnumuzun birleştiği noktadır. Bu iş hayatındaki iletişimimizde bilinç dışı olarak karşı tarafta baktığımız yerdir. Nerede ve nasıl bir durumda olursak olalım ilk izdenim çok önemlidir. Özgüven patlaması yaşayıp bodoslama olarak birinin elini güreşçi gibi tutup Merhaba ben kilimcinin oğlu Ahmet kilimin şahını yaparım demeyin. İhtiyacınız olan; sakinlik, gerektiği kadar kelime kullanımı, güler yüz, sadelik ve kararında bir ses tonu. Kıyafet seçimi bulunduğunuz yere uygun ve abartıdan uzak olmalıdır. Parfümünüzle de yıkanmayın çünkü insanların koku algılarıyla oynamaya lüzum yok. Kadınlarda ise sade bir makyaj kullanılmalıdır. Neden mi sadelik? Çünkü siz odadan çıktıktan bir hafta sonra ağır kokan parfümünüz ya da dudağınızı taşıran kırmızı parlak rujla değil isminizle anılmayı tercih edersiniz. Hiçbir aksesuarınız sizden öteye geçmemelidir.
İş hayatımızda omuzlar dik kendinden emin bir duruş tercih edilmelidir. Yukarıya bakan bölge güveni temsil eder. Yer çekimine yenik düştükçe eğilirsiniz. Avuç içlerinin açık durması avantajdır, yeniliğe ve dinlemeye açık pozitif bir izdenim yaratır. Avuç içi yere bakıyorsa omuzlarınız da anatomik bir sonuç olarak yere düşecek ve pasif bir görüntü meydana getirecektir. Keza avuç içinin kapalılığı duruma göre değişerek özgüven eksikliği, iletişime kapalılık, sıkılmışlık, huzursuzluk şeklinde yorumlanabilir.
Tokalaşma da karşı tarafa ya da ortamda bulunan diğer kişilere bilgi aktaran önemli bir bölümdür. Erkek ve kadın tokalaşacak ise ilk hamle her zaman için kadından gelmelidir. Kadın elini uzatır ve erkek karşılık verir. Kadın uzatmazsa erkek başıyla selam vermekle yetinmelidir. He bir de minnoş kadınlarımızın elinin ucuyla tokalaşması vardır ya hani kibar kibar onun anlamı özgüven eksikliği ve tokalaşmak istemiyorum ama ayıp olmasın diye elimi uzattım şeklindedir.
Tokalaşma sırasında üste olan el güçlü olan, gücünü açıkça belirten eldir. Bunu şu şekilde açıklamak istiyorum. R. Tayyip Erdoğan başka bir ülkenin siyasetçisi ile tokaşlaşması şu şekilde olmuştur. Erdoğan, elini karşı tarafın elinin üstünde, kameralara dönük olarak uzatmıştır. Karşı taraf bu pası alarak hayır ben senden çok daha güçlüyüm dercesine diğer elini Erdoğan’ın koluna koymuştur. Erdoğan ise boşta kalan elini karşı tarafın omuzuna koyarak gol atmış, gücün kendisinde bulunduğunu açıkça konuşma henüz başlamadan belirtmiştir. Bakın tek bir kelime kullanmadan sadece minicik bir tokalaşma ne kadar çok şey anlatmıştır.
Diyelim ki, karşınızda ikna etmeniz gereken bir müşteri ya da sert bakışlı bir patron var. Sakın omuzlarınızı düşürmeyin. Gülümsemenizi ile pozitif tavrınızı da kaybetmeyin. Ve hafifçe rahatsız etmeyen, dikkat çekmeyen aralıklarla kafanızı onaylar şeklinde öne eğin kaldırın. Bildiğimiz onay hareketi işte. Niye mi? Çünkü iş bakışı dediğimiz yere yakın bir noktada nöronlar var bu nöronlar karşı tarafa elektrik gibi düşünebileceğimiz sinyaller yolluyor. Karşı tarafın yaklaşımını siz kendi tutumunuzla kontrol altına alabilirsiniz. Karşı taraf ise bir süre sonra siz nasıl yaklaşıyorsanız o şekilde karşılık vermeye başlayacaktır.
Sizden üst mevkide biriyle konuşurken, fotoğraf çektirirken ellerinizi önünüzde birleştirebilirsiniz. Aynı andan kapıdan geçecekseniz ya da asansöre binecekseniz önceliği ona vermeniz gerekir. (Kadın-erkek durumunda karşı tarafın nezaketi doğrultusunda değişebilen konular tabi bunlar)
Düşünelim ki aynı konumda ancak size üstünlük taslayan biri var karşınızda. Eğer özgüveni düşük biriyseniz muhtemelen omuzlarınız düşecek, kamburlaşacak, ellerinizi saklayacak ayaklarınız ise sandalyenizin gerisine doğru dönecektir. Hayır efendim bunlardan kaçınınız. Karşınızdaki bacak bacak üstüne mi attı siz de atın. Elini masaya mı koydu siz de bir süre sonra koyun. Karşı hamle olarak rahatsız mı olmasını istiyorsunuz ona ait önünde bulunan kalemi alın ve oynayın. Oldu bitti bile ezilmediniz hatta eşitliği sağladınız. Bakın tek bir kelime bile kullanmadan, belki o an sevimli sevimli gülerek karşınızdakine ulan sen kimsin ki beni yok sayıyorsun ben buradayım ve eşitiz dediniz. Yine Erdoğan’dan örnek verelim. Obama ile görüşmesi sırasında ikisi de genel V erkek oturuşundayken Obama bacak bacak üstüne atmıştır (bu da durum içinde üstünlük ve güç gösterimidir.) Erdoğan ise karşı tepki olarak bacağını diğerinin üzerine biraz daha büyük açıyla atarak yan dönmüştür. Yani hop dur bakalım hayırdır birader durumunu bedenleriyle yaşamışlardır. Siyasiler bu konuda gerçekten çok başarılılar.

HOP DEDİK LEYLA GEÇELİM AŞK MEVZUSUNDAKİ BEDEN DİLİNE, KADINLARA VE ERKEKLERE
overeating-page-picAşk diye bir şey yoktur.
Nöroadrenalin, serotomin, oksitosin ve dopamin adlı baş belası fakat çok şeker hormonlarımız hep beraber çalışmaya başladığında ortaya çıkan şeyi ilahlaştırıp adını aşk koymuşuz. İşin biyolojik kısmı bu ve bir ömrü var. 4-5 hormonumu harekete geçirdin demeyiz de aşık oldum kara sevda deriz. Buradan yola çıkarsak aşk yoktur, tutku vardır, şehvet vardır, ten uyumu vardır, elektrik vardır. Bu arada bu hormonlardan mutluluk olayını ayarlayan arkadaş ilgi yoksunluğuna düştüğünde çikolataya saldırma, depresyon ve karşı tarafa karşı takıntı başlar. Bu da takıntıdır mesela yine aşk falan değil. Pekii sadece ten midir olay bu kadar evlilik ilişki sevgi yıllar nasıl oluyor? Şöyle; Bedenin kazanılması gerekir. Kişilerin zaman içinde birbirini tanıması, gezmesi tozması, kültürel açıdan uyuşmaları, anlaşabilmeleri, sevgi saygı çerçevesini kurmaları gerekiyor. Yani ruhlarının buluşması gerekiyor. Bundan sonra kazanılan bedenle aşk tamamlanmış oluyor. Çoğu kez duyduğumuz hızlı yaşayan çabuk ölür lafını buraya koyabiliriz. Zaman, bedel ve eder. Ayarını tutturunca alışkanlık, bağlanma, sevgi gibi etkenlerle ilişki devam ediyor. Geçelim erkek ve kadın beynine.
Erkek ve kadın eşit değil, eş yaratıklardır. (bu cümleyi de bir hocamdan duydum ama hocayı unuttum cümlesi aklımda.) Erkek ve kadın gerek fizyolojik gerek anatomik gerek biyolojik yapıdan farklıdır. Beyinlerimiz bile farklı çalışır. Biz kadın beyni çift yönlü algılarken erkek tek yönlüdür. Kadın iletişime daha yatkındır aynı konuyu yüz kere aynı heyecanla anlatırken erkek ikincisinde heh işte öyle der geçiştirir. Kadının konuşma ve kelime kapasitesi erkeğinkinden çok daha fazladır. Duygusal ve mantıksal tarafın arasındaki duvar kalındır ve geçişleri hızlıdır. Bu yüzden aynı anda pek çok şey düşünür, kurar ve yapabilir. Erkek yemek yiyorsa yemek yiyordur. Kadın ayrıntıcı erkek bütüncüdür. Erkeğin başı ağrıyorsa başı ağrıyordur. Kadının başı ağrıyorsa regl olmuş olabilir, ilgi istiyor olabilir, sevişmek istemiyor ya da istiyor olabilir bla bla bla. Kanun ve toplum önünde eşitliği savunurum ancak lütfen kimse bana kadın ve erkek eşittir demesin. Adamlar tek yönlü yaşayıp sadece sol kulağından dinleyip misler gibi ya herro ya merro yaşarken bizim beyinde 3. dünya savaşı hali var.
Peki bir erkeği ve kadını nasıl okuruz?
Karizma bir erkek için olmazsa olmazdır değil mi? Karizmatik erkek genel tanımla az konuşan, laf salatası yapmayandır. Dik oturan, omuzları arkada, ellerini saklama gereği duymayan adamdır. Herhangi bir açıklama yapacaksa grup içinde birebir tek kişiye yönelik değil gruba yönelik konuşan ve etki altına alandır. Çirkin erkek yoktur. Çünkü kadınlar görüntüye değil duyduklarına önem verirler ve bir erkeğin hareketleri fiziğini de yüzünü de kapatabilir.
Erkeğin sizden hoşlanma bakışı düz bir oturuşla gözünüze doğru olur. Göz bebekleri büyür çünkü hormonları çalışıyordur. Ayak uçları size dönüktür unutmayın ayakların uç noktasının nereye baktığı önemlidir. Her nereye bakıyorsa oraya gitmek istiyordur. Size bakıyorsa size gelmek, kapıya bakıyorsa gitmek, yanındaki kıza bakıyorsa sizinleyse bile bir araştırın derim. Ayak yalan söylemez. Göz ve yüz ise kontrolü imkansız olmamasına karşın zor olan bölgedir çünkü çok fazla kas vardır.
Kadınların hoşlanma belirtisi ise yan bakışla saçı kulak arkasına atmak, alttan bakmaktır. Boynuyla oynayabilir istemsizce. Kadın hoşlandığında ağzı hafifçe açılır çünkü sulanma olur. Bir koku salgılamaya başlar. Evli çiftlerde erkeğin aldatma evresinden önce bu koku genelde biter çekimin de bittiği noktadır hatta. Karizma sadece erkeği ait değildir kadınında oturuşu güvenli olmalıdır. Kadınların kadın olduğunu belirten ve çoğu erkeğin hoşuna giden şeyler işe şüphesiz topuklu ayakkabı, bakımlı el,tırnak ve saçlar, vücudun kıvrımlı olması (bilinçaltında doğurganlığı sembolize eder çünkü) ve bilektir. Bilek gösterme cinselliktir. O çantaları kolunuza takıp bileğiniz yedi düvene açık oy havam batsın düşüncesiyle gezmeden önce bir daha düşünün derim.
Doğru kadın ve erkek oturuşu nasıl olmalıdır. Doğrudan ziyade iyi izdenim bırakabilecek diyelim aslında. Erkek için en makbulü V şeklinde bacakların hafif açık olan oturuştur. Bir ayağı açık olarak diğerinin üstünde eliyse sandalyesinde bir oturuş şekli bulunduğu ortamda kendisini üstün gördüğü anlamına gelir. Ayağın V noktasının fazla açık olması cinselliğine güvendiğinin ve açık olduğunun aynı zamanda çapkın bir beyzade olduğunun bedensel ifadesidir. Örneğin; patronunuzla yan yana oturuyorsunuz eliniz önünüzde ancak bacak açıklığınız onunkinden çok daha fazla. Yani diyorsunuz ki evet sen benden yüksek kademedesin kabul ediyorum elim kolum bağlı yanında ancak ben egosu yüksek bir adamım ve senden üstün olduğum bir konu var bak bu. Anlayacağınız üzere tam tersi bacakları kapalı eli dizinde yada nereye koyacağını şaşırmış olan da özgüven eksikliği içerisinde olan erkek. Kadında da bunun benzeri bir sahne olabilir. Kadında en doğru kabul edilen oturuş ise Bacak bacak üzerine atılmış estetik duruş ya da iki bacağı yana toplayıp birinin bileğini diğerinin arkasına atmadır. Aynı zamanda kadının bacak bacak üzerine atması güven anlamı taşırken cinsel açıdan da kendini korumaya aldığını gösterir. Devamlı olarak bacaklarını değiştirmesi de korumadan çıkarma isteği içinde olduğunu.
Kadın ve erkeğin yapmaması gereken oturuş, ayakların uçlarının sandalyenin gerisine götürerek yapılandır. Hani ayakları arkaya doğru atarız ya heh işte o yanlış. Orada diyorsunuz ki ne yapacağımı şaşırdım, güvenim yerle bir utandım sıkıldım kaçmam gerek.
Yalan nasıl anlaşılır? Birine soru sorduğunuz zaman onu yanıtlamak için beyninde bir geçmiş gezintisi yapmalıdır. Bu sol tarafa minik bir bakış anlamına gelir. O sırada beyin sorunun yanıtını dosyalardan çıkarmaktadır. Yalan söyleyen kişi yalanını yutup yutmadığınızı anlamak için gözünüzün içine bakar yada sağ tarafa (beynin sağ kısmı gelecektir kurgu oradan doğar). Şayet yeterli gelmediyse yüzeysel anlattığı şeyin ayrıntısına inecek sizi inandırmaya çalışacaktır. Neden mi gözünüzün içine ya da sağa bakar çünkü geçmişe dönmesi gerekmez planlanmış bir sahne oynayacaktır. Kelimeleri, nerede, kiminle olduğunun senaryosu yazılmıştır. Tek gereken parçayı bütün gibi size yedirmektir. Genelde yalanlara inanmayız sadece inanmak istediğimiz zaman görmezden geliriz.
Dinlemek ve duymak farklı şeylerdir. Siz konuşurken karşınızdaki elini yanağına götürdüyse, başını eğmişse ve vücudu size dönükse dinliyordur. Vücudu başka bir tarafa dönük, bakışları boş ise dinlemiyordur. Hatta o anda elini kolunu sarmış avuçları tam kapalıysa duymuyor bile olabilir yeter bence hiç uğraşmayın susun, o da gitsin.
Kadınlar çok ilginç varlıklardır. Mutlularsa mutlu ederler, mutsuzlarsa mutsuz. Takıntılı kadından korkmanız gerekebilir çünkü her şeyi göze alırlar ve sizin de vah halinize. Bir kadının platonik aşkı veya ilgisi de çok kolay anlaşılır. Nasıl mı? Sürekli sizin etrafınızda dolaşır. Bir takip eder bir araştırma yapar yarım asırlık dedektife şapka çıkartmış sanırsınız. düşüncesi, ideolojisi, kıyafetleri, aksesuarları, konuşması kendi tarzından çıkar ve siz neyi, nasıl seviyorsanız o olur. Size ait ne varsa araştırır bulur yapar çünkü sizi yaşayamadığından sizin yaşadığınız şeyleri paylaşmak ister ve ilginizi çekmek için onları yapmaya başlar. Eğer iletişiminiz varsa sizinle konuşurken istemsizce kafasını yana eğer ya da başını aşağı indirerek oradan bakar çünkü siz ulaşmak istediği ama ulaşamadığı o yüksekteki kişisinizdir. Minnoş bir kız çocuğuna dönüşür. Siz karşısındayken dili dolanır, yüzü kızarır, eli ayağına dolaşır inşallah maşallah evet efendim sepet efendime bağlar. Sizi yüceltir yüceltir yüceltir dağlara taşlara sığdıramaz. Tabi bu anlattığım kadın karakteri henüz kendi benliğini bulamamış, büyük ihtimalle çok duygusal, özgüven eksikliği olan kişilerdir. Güçlü kadın platonik aşkı hayranlığı bilmez kendine olan güveni tam olduğu için gider dan diye söyler ya da açıkça belli eder.
2754Pekii çapkın erkek nasıl anlaşılır? Aslında bu anlattıklarım net ve keskin çizgiler değil. Insan çok karmaşık bir yapıdır. Sadece genellemelere vurarak konuşabiliriz. Neyse çapkın beylerimiz libidosu yüksek olan beylerimizdir genelde. Ailesinde aldatmaya, çok eşliliğe, farklı partnerlere şahit olmuş kişidir ve bu sebepten dolayı onun algısında “normal” kabul etme durumu doğmuştur. Baş belası hormonlardan testosteron sadece cinsellik değildir aynı zamanda kıl oranında da fazlalaşmaya yol açar. Bakışları kısıktır çünkü hiçbir zaman aslında nereye baktığının anlaşılmasını istemez. Oturuşu genel V şekli dediğimiz oturuştan biraz daha açık bir V’dir çünkü güveninin kaynağı o noktadadır ve ayan beyan bunu belli etmeyi sever. Sosyal hayatında da avuç içini çok fazla göremezsiniz telefonundadır, sigarasındadır, cebindedir yani kapalıdır. Çünkü gizlemesi gereken şeyler vardır. ağzı iyi laf yapar. Zeytinyağı modelini çok iyi bilir. Kendine olan güveni yüksektir.

Gözler :

Gözler iletişimde çok önemlidir. Birini dinlerken veya bir şey anlatırken yüzüne bakın. Aksi takdirde umursamıyormuşsunuz izdenimi yaratırsınız. İş bakışı iki kaşın ortasına yakın bir noktaya, sosyal bakış burun yanak dudak yuvarlağı içine, aşk bakışı gözün tam içinedir. Göz bebekleri korktuğunda, üzüldüğünde küçülürler. Aşık olduğunda, hormonları çalıştığında, mutlu
olduğunda,şaşkınlık anında, adrenalin yükseldiğinde ise büyürler. Göz devirme ne anlattıysanız kabul etmedi, yadırgadı gibi anlamlara gelir. Erkeğin kadının dudak, boyun ve alt bakışı cinsel bakıştır. Kadında da nokta dudak bakışı ve yan bakışı cinsel bakıştır. Sahte gülümsemeler göz kenarlarında kırışıklık yaratmaz. Kaşın kalkık olması sinir, rahatsızlık, öfke, dikkat, sorgulama belirtisidir.
Dudaklar:
Mutlu, neşeli, aşık aslında hormonlarının çalıştığı anlarda yukarı doğrudurlar. Aksi durumlarda yan çizgiler aşağıya doğru bakacaktır. Kınama, nefret, hor görme gibi durumlarda gerilir ve bir yanı yana kayar. Birkaç saniyeliğine dahi olsa bu durum istemsizce gerçekleşir. Tiksinme, nefret, iğrenme, şaşırma, kahkaha vs hareketlerini zaten biliyoruz.
Eller ve kollar:
Yüz kere tekrarladığım gibi avuç içi önemlidir. Avuç içinin açıklığı şeffaf olunduğunun, iletişime açık pozitif bir yapıyı anlatır. Siyasetçilerin ve konuşmacıların hitap ederken ellerinin açık olması bu yüzdendir. Algı yönetimi kolaylaştırır ve güven kazandırır. Kapalılığı ise gizlenecek bir şey olduğunun ya da iletişime kapalı olduğunun göstergesi olabilir. Aynı zamanda güvensizlik, sıkılmışlık, huzursuzluk olarak da yorumlanabilir. Kolları bağlayarak oturmak yani göğüste buluşturmak kesinlikle kabul etmeme, kapalılık ve karşı tarafa güvensizliktir. Eller açık olmalıdır. Kadında da erkek de de el ve tırnak bakımı önemlidir. Elleri önünde birleştirme karşı tarafın daha güçlü olduğunu gösterir. Saçla oynama yalan ya da ilgi arayışıdır. Kadının elini boynunda yada yüzünde yavaşça gezdirmesi karşısındakine kur yapması anlamındadır. Saat, yüzük, bilezik vs gibi şeylerle oynamak sıkılmış olduğunu belli eder.
Ayaklar:
Oturuşları yukarda anlatmıştım. Ayak yönü önemlidir ayakucu nereye bakıyorsa kişi oraya gitmek istiyordur. Birine bakıyorsa o kişiye yakındır. Ayakların titremesi korku, heyecan anlamındadır. Bir ayağı sallamak ya da olduğu yerde titretmek sıkılmış, bulunduğu yerden gitmek istediği ve ya sinirli olduğu anlamına gelir.

Kişiyi dikkatlice incelerseniz tek kelime dahi etmeden aklından ne geçtiğini, sizin hakkınızda ne düşündüğünü, nasıl bir ruh halinde olduğunu anlayabilirsiniz. Aksesuarlarını inceleyin, bakışlarını, ellerini, dudak hareketleri, ayaklarının yönü, duruşu hepsi birer mesajdır. Hepsi karşı tarafın okuması için bilinçdışı gönderilen mesajlardır. Yeter ki okumasını bilin.

Yazar:Çağla Doğruer