BLOG

FUTBOL AŞKTIR

Pazar, 02 Mart 2014 1204 Views 0 Comments

Ben bir aşkı anlatacağım. Öyle bir aşk ki bir kere tutulduğunda dönüşü yoktur. Seni bulutların tepesindeymişsin gibi mutlu, yerin metrelerce altında kalmış gibi mutsuz hissettirebilecek, önceliklerini en derinden sarsacak, sinirden kafanı duvara vurdurabilecek, heyecandan seni “zangır zangır” titretebilecek, cesaretini katlayabilecek bir aşk… Futbol.

Bu aşk Fenerbahçe’ye de, Beşiktaş’a da, Karşıyaka’ya da gönül vermiş herkes için aynıdır, hangi renge bağlandığın farketmez, hayatını ele geçirir. Hiçbir çıkarın olmadan sesin kısılana kadar tezahürat yapıp, cehennemin dibinde de olsa takımını desteklemeye gidebilirsin. Cebindeki son kuruşu maç biletine verip, beş parasız ama gururlu dolaşabilirsin. Ruh halini belirleyen galibiyet ya da mağlubiyet olabilir. En değer verdiğin insanları aşkını savunmak uğruna kırabilirsin. Ne demişler: aşkın gözü kördür! Evin gibi huzurlu hissettiğin yer tuttuğun takımın doğduğu, yerleştiği, renginin sindiği yerdir; Fenerbahçeli için Kadıköy, Beşiktaşlı için Çarşı. Aynı şeyi Galatasaray için söyleyemeyeceğim ne yazık ki:)

Ne kadar objektif olmaya çalışırsam çalışayım bu aşka başka bir takım taraftarının gözünden yaklaşamam. O yüzden yazıma bir Fenerbahçe aşığı olarak devam ediyorum. Bizim için aşk ne mi? Tam olarak şöyle bir şey:

Çubukluyu üzerine geçirip aynaya baktığında hissettiğin gurur,

Gözünün önünden bir film şeridi gibi geçen goller, sevinçler, delirten krizler,

Süpermarkette bileğinde Fenerbahçe bilekliğini taşıyan, hiç tanımadığın biriyle göz göze gelince engel olamadığın gülümseme – ki onunla paylaştığın ortak duygular arkadaş olarak nitelendirdiğin çoğu insandan kat kat fazladır –

Bir derbi öncesi Mecidiyeköy’de onlarca Galasaraylının arasında başın dik, gururla, onurla yürümeni sağlayacak deli cesareti,

Yanında Beşiktaş formalı babasıyla yürüyen ufacık çocuğun sendeki Fenerbahçe formasını görünce tuttuğu eli bırakıp “Fener! Fener!” diye gözleri ışıl ışıl sana koştuğunda hissettiğin tarifi imkansız duygu,

Bir maç çıkışı ıssız bir sokakta yürürken çubuklu giyen birini gördüğünde sana başına kötü hiçbir şey gelmeyeceğini hissettiren güven,

Maçta otuz saniye önce sövdüğün futbolcuya otuz saniye sonra “sana helal olsun” dedirten gitgeller, çelişkiler,

Son maçta kaybettiğin şampiyonlukların ardından içine düştüğün, hiç çıkamayacağını sandığın karanlık dehlizler, engelleyemediğin gözyaşları,

Önünden her geçtiğinde seni müthiş bir cazibeyle kendisine çeken Fenerium mağazaları,

Maçsız geçen dönemlerde hissettiğin bitmek bilmeyen özlem,

Aç susuz geçen deplasman yolculukları,

Maçın son dakikalarında atılan golden sonra düştüğün, acını umursamayarak son sesle ” GOOL” diye bağırdığın tribün -tribün ki üzerine ayrı nice yazılar yazılması gerekir-

Ve tabi ki her takım taraftarı için ” Santrayla beraber omuz omuza!”

Futbol inanç,
Futbol saplantı,
Futbol güven,
Futbol umut,
Futbol heyecan,
Futbol aşk!
Futbol asla ihanet edemeyeceğin bir aşk.

 

dasdasdsa.JPEG