BLOG

OLİMPOS’TA BİR ÇİÇEK ÇOCUK

Salı, 17 Mart 2015 1264 views 0 comments

Çicek çocuklar! Michael Fallon’un hippi adını verdiği özgür ruhlar. Ayaklarına baksanız çim ve kir görürsünüz. Sanki yüzyıllardır toprak yollarda yürümüşler.

O incecik boyunlu kadınların sütyensiz göğüslerini sarar efil efil rengarenk elbiseler.

Hippilerin “beat” hareketinden esinlendiği söylenir. 1950’lerde ortaya çıkan beat hareketi savunucuları doğaçlama, tutkulu diyalog, açık cinsellik ve uyuşturucu deneyimleriyle ilgilendiler.

1960’larda beat hareketinin etkisiyle ortaya çıkan hippileri genel olarak ergenlik çağındaki gençler ve genç yetişkinler oluşturdu.O yıllarda herşeye ait olmaktan usanan gençler hiçbirşeye ait olmamanın nasıl olacağını merak ettiler. Ve bir soru sordular. “Özgür olmanın bir sınırı var mıydı?”  Bu soruyla başladı çiçek çocukların toprağa ve kendilerine yolculukları.

hippieKişisel kurtuluşun yolunun, toplumsal sorunlarla ilgilenmemekten, geleneksel yapıya karşı çıkmaktan, uyuşturucu, caz müzik ve cinselliğin doyasıya yaşanmasından geçtiğini savundular. Hayatlarına hakim olan tüm kavramları zıtlarıyla değiştirdiler , onların artık tutkuyla bağlı oldukları kavramlar; barış ve sevgiydi.

Volswagen marka karavanlarında cinselliği doyasıya yaşadılar.Gitarları ellerinden hiç düşmedi. Sadece insana değil tüm canlılara sevgi doluydular ; asla et yemediler.

1970’lı yıllarda Türkiye hippiler için çok önemli yerlerden biriydi. Birçok hippi Katmandu, Tibet gibi yerlere giderken Türkiye’de özellikle de İstanbul Sirkeci’deki tek yıldızlı otellerde ve pansiyonlarda konakladılar.

Rainbow festivali öncesinde dünyanın birçok yerinden hippiler Olimpos, Kelebekler Vadisi gibi yerlerde toplanarak festivale gittiler.Hippiler günümüzde hala etkilerini sürdürsede dünyamız hippilerin felsefesini kaldıramadı.

“Hippiler barış ve sevgi istedi… Biz ise Ferrariler, sarışınlar ve sert içkiler”