KÜÇÜK BİR ANI VE ALTINDA YATANLAR

BLOG
Cuma, 19 Aralık 2014 565 Views 0 Comments
KÜÇÜK BİR ANI VE ALTINDA YATANLAR

Daha üniversitedeyken, alanımı seçip sahada da çalışabileceğim staj aramaya başladığımdan beri hep aynı soruyla karşılaştım. Mezun oldum, amacıma ve gönlüme göre 65+ Yaşlı Hakları Derneği’nde çalışıyorum ve soru hala aynı: “Neden gerontoloji?” … Bunun onlarca nedenini sayabilirim sizlere; küçüklüğümden beri yaşlılarla iç içe olmamdan tutun da ülkemizin gittikçe yaşlanan nüfusunun ihtiyaçlarını fark etmeme kadar. Ama işin özü, nasıl kiminiz puset içinde bir bebek gördüğünde “ayy canım” tepkileri verip yanaklarına yapışma isteği duyuyorsa; ben de yolda izde bir yaşlı gördüğümde elini öpme, hal hatır sorma isteği duyuyorum. Ama bu hisler tek taraflı değil; bakınız:

Geçen hafta Aksaray metrosunda bir büyüğümle tanıştım. Abdullah oğlu Fevzi Bey. Kendini öyle tanıttı en azından. Hikayenin en başından başlayayım en iyisi. Metronun ara körük kısmında yaslanmış gidiyorum. Terazidere’den, başında kalpağıyla bindi Fevzi Bey. Tutunmasan da düşemeyeceğin kadar kalabalık metroda, elinde bastonuyla kendine tutunacak yer arıyordu. Hemen yanımdaki demire tutundu; ben de “amca isterseniz buraya yaslanın” deyiverdim. İşte o anda başladı sohbetimiz:

 F: Yok efendim teşekkür ederim. Bir sonraki durakta ineceğim ben (yazım kurallarıyla alakası yok; gerçekten bir İstanbul beyefendisi idi kendisi ve yazıldığı gibi düzgün konuşuyordu)
 N: Peki efendim siz bilirsiniz.
 F: Sizin isminiz nedir efendim?
 N: Nağme efendim.
 F: Başka bir isminiz daha olmalı ama sizin.
 N: Bildiğim kadarıyla yok efendim.
 F: Bir araştırsanız? Kesin vardır. Bakın, Sahafçılar Çarşısı’nda bir sahaf var, numara (..) ‘İsimler ve Dualar’ başlıklı bir kitap vardır orada. O kitabı bulun. Oradaki duaları okuyup uyuyun; rüyanızda asıl isminiz söylenir size.
 N: Peki efendim; deneyeceğim. Merak ettim ben de; çok teşekkürler.
 F: Rica ederim efendim.
(Bir kaç saniye sonra)
 F: Talebe misiniz efendim siz?
 N: Hayır efendim mezun oldum.
 F: Ne okudunuz?
 N: Psikoloji efendim.
 F: Ahh tam bulmuşuz birbirimizi efendim. Bahsettiğim sahafta sizin ilginizi çekecek bir çok kitap vardır. Mutlaka uğrayınız.
 N: Öyleyse kesin uğrayacağım efendim. Sizin isminiz nedir acaba?
 F: (?..) doğma Abdullah oğlu Fevzi derler efendim.
 N: Çok memnun oldum Fevzi Bey.
 F: Ben de efendim. Burası Esenler durağı mıdır acaba?
 N: Evet efendim.
 F: Öyleyse ben ineyim izninizle. Size iyi günler dilerim efendim.
 N: Size de efendim. Gerçekten çok memnun oldum.
 F: Ben de efendim. Tekrar iyi günler.

 Ve indi Fevzi Bey. Ben öyle çok “Bey” demeyi sevmem yaşlılara. “amca,dede vs.” daha çok anlatır gibi gelir içimden gelen sevgiyi. Ama Fevzi Bey, o sevgiye öyle bir saygı da kattı ki “Fevzi Bey Amca” oldu birden. İçimdeki Hüdaverdi ile de tanıştığınıza göre konumuza dönelim.
Çocukluğum 11 tane yaşlının arasında geçti. Hayır, huzurevinde büyümedim; kalabalık bir sülaleyiz sadece. Öyle şanslıyım ki onlardan edindiklerimle, anlat anlat bitiremem. Ama anneannem konumuza güzel bir örnek olduğu için onu anlatayım ben. Benim anneannem tam 16 sene Parkinson hastasıydı ve hayattan hiç kopmadı. Evlerinin altı bakkal dükkanıydı dedemin ve evde oturacağına orada çalışırdı. Gelen çocuklara bisküvi çikolata verir, sattığından çok dağıtırdı. Dağıtmasıyla alakası olmadan, bir süre sonra bakkal kapandı ve anneannem de evde geçirmeye başladı günlerini. Tüm gün oturduğu koltuğunda, titreyen elleriyle dantel işlerdi benim çeyizime. Yakın zamanda nişanlandım ve o meşhur sandık açıldı adettendir diye. Evet annemin de eline sağlık; üşenmeyip belki ömrümde kullanmayacağım dantellerle doldurmuş sandığı ama anneanneminkiler bir başka. Modeli belli olmayacak kadar yamuk yumuk da olsa, havluya mı pike kenarına mı (evet öğreniyorum henüz) işlensin diye yapılmış çözülemese de kıymetlilerim onlar benim.

 Uzatmadan: Neden anlattım ben anneannemi şimdi değil mi?! Yaşlanmak, yaşlı, hatta yaş demekten bile korkar olduk toplum olarak, olumsuz yaşlanma algısı yüzünden. Siz değerli büyüklerim, yaşlanmak güzeldir! Evet, şuan “ demesi kolay tabii 26 yaşında” diyorsunuz; biliyorum. “ Teyze deme bana; abla de” diyeniniz de var aranızda belki de. Tamam ben abla derim, hiç dert değil ama siz teyzesiniz, ninesiniz, amca ve dedesiniz. Sinirlendirmek için söylemiyorum, yanlış anlamayın. Sizler tecrübeli, olgun ve benden yüksek ihtimal onlarca kat daha çok şey bilen büyüklerimsiniz benim. Ama ben de bir kaç şey biliyorum takdir edersiniz ki.  En emin olduklarımdan biri de şu ki “Yaşlanmak gerçekten güzeldir”. İleri yaşlarınızı güzelleştirmek elinizde! Zaman öldürmeyin televizyon karşısında; lütfen! El işi yapın mesela anneannem gibi. Okuyun; gözleriniz yoruluyorsa da okutun, dinleyin! Bir maniniz yoksa yürüyün Fevzi Bey amca gibi; en olmadı evin içinde yürüyün ona da razıyım. Vaz geçmeyin hayattan , hem öyle kolay değil elini eteğini çekmek herşeyden. Daha anlatacağınız onlarca anı, öğreteceğiniz yüzlerce yemek var bizlere. Hem bakın belki bir gün metroda sizinle de karşılaşır, sohbet ederiz; kim bilir?!
Sevgi ve saygılarımla…