SPOR

LONDRA’DAN İSTANBUL’A FENER AŞKIYLA

Salı, 16 Haziran 2015 4380 views 0 comments

Beyoğlu arka sokaklarında Limonlu Bahçe diye bir kafe bulunur. Girişinde bir kara tahta var ve üzerinde misafirler şiirden aşk mesajlarına her şeyi yazar. Ben bir bahar günü gittiğimde şu tahtaya bir şey yazmak istedim ve akılma gelen ilk şey bir Fenerbahçe bestesiydi. Yazdım, ve yazının altına imza attım: Amigo Patrick. Arkada grubumuzu izleyen bir garson imzamı görüp ‘Sen Amigo Patrick misin?’ sordu ve ben kızarırken arkadaşlarım kahkaha attılar.

Neden o zaman bu olay arkadaşlarıma komik, şaşırtıcı geldi? Çünkü Fenerbahçeliliğim açısından o gruptan biri özel bir arkadaş. Beni Fenerli yapan adam. Ve bu küçük an birden tam bir ‘nereden nereye’ noktası oldu.

‘Nereden’ parçası 2010’da başladı, okulda ikinci sınıftaydım. O sene orta seviye Türkçe dersiyle uğraşıyordum ama aynı zamanda İstanbul’da bir sene kalacağım için heyecanlanıyordum. Futbolsever olarak biliyordum ki o şehirde bir takımı tutacağım ama hangisi belli değildi. Birinci sınıfta ilk Türk arkadaşımın önce Fenerli olduğunu zannettim ve dolayısıyla Fenerbahçe’yi tutmayı düşünüyordum ama yanıldım, o bir Galatasaraylıydı. “Tamam” dedim kendime, “Cimbomlu olayım.” Ancak içimde bir şeyi iyi hissetmiyordum ve takım konusunu ileriye bıraktım.

İkinci sınıfta Limonlu Bahçe’deki adamla daha iyi tanışıyordum ve kaçınılmaz olarak futbolu konuştuk tartıştık. İstanbul’da kimi tutacağımı sordu ve “kararsızım” cevapladım. “Pat” dedi. “Fenerbahçeli ol, onları seveceğini biliyorum,” ve (bu ne kadar klişe olursa olsun) içimde huzuru hissettim. “Fenerliyim.” Onu artık biliyordum. O günde Fenerbahçe’ye  olan sevdam doğdu.

Bu arkadaşla daha sonra da konuştum ve o maç atmosferi anlattıkça kendi gözlerimle görmeye heyecanım büyüdü. Geriye dönüp baktığımda gülümsüyorum çünkü o zamanlarda ve İstanbul’daki ilk haftalarda bile düşünüyordum ki ‘belki üç beş maça gidebilirim.’ Geç anlamayla benim ne kadar az bir maç sayısını tahmin etmem komik geliyor. Kafamdaki fikir belki birkaç Türk arkadaşım olacak ve onlardan bazısı Fenerli olabilir, onlarla giderim stada. Tamamen yanlış.

Amigolukta macerama destek olan 1907 ÜNİFEB (Üniversiteli Fenerbahçeliler Birliği) olmasaydı İstanbul’daki günlerim bambaşka olurdu. Öyle bir derneği hiç duymadım ve hiç beklemedim çünkü İngiltere’de öyle bir grup yok. Sonuç olarak Boğaziçi Üniversitesi Güney Kampüsü’nde onun masını gördüğümde hoş bir şekilde çok şaşırdım. Maalesef o zamanda Türkçem çok kötüydü ve onlara konuşmadan söyleyeceklerimi planlamayı karar verdim. Ama tabii ki masaya gelince herşey unuttum ve “Merhaba adım ben Patrick, Fenerbahçe-err-li oluyorum. Maça gitmek istiyorum. Katılabilirim mi?” gibi şeyler demişim. Detaylarımı bıraktım ve utana utana ‘görüşürüz’ söylenerek çıktım.

O kadar tanıtımımı berbat ettim ki beni aramayacaklardan emindim. Ama öğrendiğim gibi o grupta iyi insanlar vardı ve sonraki maça davet ettiler. Gittim, Şükrü Saraçoğlu Stadı’nda büyülendim ve biliyordum ki doğru karar verdim.

Birkaç hafta sonra 10 Kasım için Ankara’ya hep beraber gittik. Her sene Türkiye’de her yerden gelen Ünifebliler Anıtkabir’i ziyaret ediyor ve 2010’da ben de katıldım. Yolculuk pek kısa değildi ve zamanı geçirmek için bazı yeni arkadaşlar besteleri öğrettiler. ‘Sarı Lacivert Şampiyon Fener’ ve ‘Hep bu dünya hep yalan dolan’ diye şarkıları telefonumda yazıp kaydettim. Ve mola verince şunları bana şarkı söylettiler. Çok korktum ama onlarca kişi adını tezahürat edirken biraz cesaret veriyor..

Öyle bir rutin İstanbul’a döndü ve Kadıköy’de sokaklarda ve barlarda kalabalıklar içinde biri adımı söylemeye başlar ben o cesaret oluşturmaya çalışırdım. İyi ki bu amigoluk yaptıkça korkum gitti ve her maçtan önce yaptığım normal bir şey oldu. Videolar çekildi, YouTube’de onbinler bu görüntüleri izledi ve nasılsa ‘Amigo Patrick’ bir Beyoğlu kafenin garsonlarının bildiği bir ad olmuş. Nereden nereye…

Maalesef bu sezon – yeni bir sistem sayesinde – maç günü geçen seneler gibi olmadı ve sevdiğim ve özlediğim maçtan önceki keyif daha küçük. Ama bu değişik bizim eğlencemizi durdurmadı (hem de durdurmayacak). Bu sayfadaki video gösterdiği gibi benim ve arkadaşlarımın Fenerbahçe sevdamız devam ediyor. Çünkü sonuna kadar biz Fenerbahçeliyiz ulan.

 

Patrick Cox