BLOG

PAN’IN LABİRENTİ

Cuma, 03 Nisan 2015 1487 Views 0 Comments

** Spoiler içerir.

Pan’ın labirenti senaristliğini ve yönetmenliğini Guillermo del Toro’nun yaptığı 2006 yapımı fantastik bir başyapıt. Filmde iç savaştan çıkmış, faşizmin boyunduruğuna girmiş Generel Franco yönetimindeki İspanya’nın yaşadığı çalkantılar ve Ofelia adlı on iki yaşındaki bir kız çocuğunun fantastik ve karanlık hayal dünyası başarılı bir paralellikle işleniyor. Başrollerini Ivana Baquero, Sergi López, Maribel Verdú, Doug Jones ve Ariadna Gil gibi isimlerin paylaştığı film üç Oscar ödülünün yanı sıra festivallerde de birçok ödül toplamış.

Filmin kahramanı Ofelia, babasını kaybetmiş, annesinin evlendiği bir yüzbaşının yanında yaşamak zorunda kalan, on iki yaşında bir kız çocuğu.  Ofelia’nın sıradan dünyası iç savaştan çıkan ve faşizm yıkıntıları içinde var olmaya çalışan, General Franco yönetimindeki İspanya’da şekilleniyor. Militarizmin, erkek egemenliğinin, işkencenin ve baskının hüküm sürdüğü bu dünya şiddet öğeleriyle sarmalanmış. Bu iki kavramı en iyi yansıtan otoriter, sert, acımasız ve karısını ona “erkek” çocuk verecek bir araç olarak gören Yüzbaşı Vidal. Faşizmin karanlık öğelerini içinde barındıran Yüzbaşı Vidal, insanlara işkence yapmaktan çekinmiyor; masumları soğukkanlılıkla katlediyor; savaştan çıkmış halk yoksullukla sınanırken o ziyafetler veriyor. Filmdeki kadın figürleri ise, bilhassa Ofelia’nın annesi Carmen, oldukça itaatkar. Bu erkek egemen dünyada ayakta kalmayı başarabilmiş, otoriteye meydan okuyan ve itaatkarlıktan uzak tek kadın kahraman Mercedes. Bunu başarabilmesi için taşıdığı erkeksi özellikler filmdeki erkek egemenliğini vurguluyor.

Dünyası hamilelik yüzünden hasta annesi, baba demek zorunda olduğu despot Yüzbaşı Vidal, filmin her karesine sinmiş karanlıkla çevrili durumda olan Ofelia’nın Yüzbaşı Vidal’e olan nefreti filmde küçük ayrıntılarla aktarılıyor. Annesinin “Beni, özellikle Yüzbaşı’yı hayal kırıklığına uğrattın.” demesi üzerine yüzünde beliren karanlık gülümseme bunlardan biri. Sıradan dünyada hayatının her ayrıntısına işleyen tüm bu olumsuzluktan kaçabilmek için peri masallarına sığınan bir Ofelia’yla karşılaşıyoruz.

Filmdeki labirenti onun bilinçaltı olarak nitelemek mümkün. Klasik masallardan farklı olarak Ofelia’nın hayal dünyası rengarenk ve cıvıl cıvıl  olmanın aksine yaşadığı dünyanın kötülüklerine paralel olarak karanlık, ürkütücü ve korkunç yaratıklarla dolu.

Filmin genelinde Pan ve Mercedes karşımıza Ofelia’nın akıl hocası olarak çıkıyorlar. Pan bu sıfata filmin en başından sahipken, Mercedes’e bu sıfatı yükleyen sorduğu sorularla Ofelia oluyor.

Ofelia’nın ilk sınavı bir ağacın köküne yerleşerek onun çürümesine neden olan kurbağayı yok etme ve onun ağzındaki altın anahtara ulaşma çabası. Burada iki metafordan söz edilebilir. Kuruyan ağacın İspanya’ya, kurbağanın da faşizme gönderme yaptığını varsayarsak; İspanya’nın tekrar yeşerebilmesi için önce faşizmden kurtulması gerektiği sonucunu çıkarabiliriz. Ofelia’nın kurbağaya söylediği “Buraya yerleşip böcek yiyerek göbek büyütmeye utanmıyor musun” cümlesi faşizmin tüketiciliğini de göz önüne aldığımızda bu yaklaşımı mantıklı kılıyor. Bir diğer yaklaşım da Ofelia’nın kurbağayı öldürmek için ağacın köküne inmesi gerektiği. Ağacın kökünü bir ana rahmi imgesi olarak ele alırsak bunu yeniden doğuş için Ofelia’nın kendi özüne ulaşıp ordaki kötülükten kurtulması gerektiği şeklinde yorumlayabiliriz. Ofelia bu sınavı geçerek kendi krallığına biraz daha yaklaşıyor.

Film boyunca Ofelia’nın düşmanı olarak Yüzbaşı Vidal’i görürken dostu olarak Mercedes’i görebiliriz. Mercedes’in Ofelia’nın annesinin hamileliği nedeniyle yaşadığı sıkıntılardan dolayı Ofelia’yı teselli etmesi, ninni söylemesi ona bir dost sıfatı yüklüyor. Ofelia’nın da Mercedes’in gerillalara yardım ettiğini öğrenmesi ve bunu kimseyle paylaşmaması da ikisi arasında bir yakınlık oluşturuyor. Filmde bu yakınlığın ve derin bağın nasıl geliştiğine dair sahnelere sıkça yer verilmese de,  aslında bu yakınlığın çok başarılı bir şekilde yansıtıldığını söylemek mümkün. Ofelia’yla Mercedes arasındaki yakınlık filmin dokusuna ince ince işlenmiş. Mercedes’in yanından ayırmadığı iki nesne var: anahtar ve bıçak. Ofelia ise sınavlarının ilkinde bir anahtara ulaşmaya çalışırken ikinci sınavında ulaşmaya çalıştığı altın bir bıçak. İkisi arasındaki bir diğer benzerlik dönüm noktalarının yiyecek nedeniyle olması. Filmin devamında Ofelia zaaflarına yenik düşüp üzüm yiyerek gözsüz yaratığın uyanmasını ve gözlerini ellerine yerleştirerek gerçekleri görmesine neden olurken; Yüzbaşı Vidal Mercedes’in gerillara yaptığı yiyecek yardımını fark ederek gerçekleri görmeye başlıyor. Buradaki göz, bıçak, anahtar ve yiyecek motifleri iki hikayenin paralelliğinin nasıl başarılı bir şekilde aktarıldığını ortaya koyuyor.

Filmin devamında Ofelia’nın annesinin durumu kötüye gittiği için görevi gerçekleştirmemesi üzerine Pan onu ziyarete geliyor ve ona annesine iyi gelecek adamotu kökünü veriyor. Pan adamotu kökünü süte yatırıp annesinin yatağının altına koyarak onun iyileşmesini sağlayabileğini belirtiyor.

Ofelia’nın ikinci sınavıyla birlikte filmin derinliklerine iniyoruz. Yeraltı dünyasına iniş için Pan ona kendi kapısını çizmesi için bir tebeşir veriyor. Bu kapıyı aşarak mağaranın derinliklerine ulaşmaya çalışan bir Ofelia görüyoruz. Klasik masallarda karşımıza çıkan bir sınavda başarılı olmanın önceki sınavın başarıya ulaşmasına bağlı olması burada da karşımıza çıkıyor. İlk sınavda elde ettiği altın anahtarı kullanarak bu aşamada Ofelia’nın bir kutu açması ve kutudaki bıçağa ulaşması gerekiyor.

Filmde Ofelia için iki değişimden söz edebiliriz. Bunlardan ilki kendi kararlarına odaklanmak, iradesini ve mantığını kullanarak çözüme ulaşmak olarak gösteriliyor. Ofelia hangi kutuyu seçeceği konusunda perileri dinlemek yerine kendi istediği kutuyu açıyor ve bu ona bıçağa ulaşma konusunda başarı getiriyor. Bir diğer büyük değişim ise kendisine söylenen talimatları göz ardı ederek zaaflarına yenilmek olarak aktarılıyor. Pan ikinci sınavda karşısına çıkan şaşalı sofradan kesinlikle bir şey yememesi gerektiğini belirtse de Ofelia nefsine yenik düşüyor ve sofradaki üzümden yiyor. Bu uyuyan gözsüz yaratığı uyandırıyor ve film sonuçlar, ödül, ceza bölümüne geçiyor.

Ofelia’nın Yeraltı Krallığı’na ulaşma aşamasında yaşadığı dönüşüm onun için kötü sonuçlar doğuruyor. Uyanan gözsüz yaratık perilerden ikisini vahşi bir şekilde yiyor ve Ofelia’nın peşine düşüyor. Ofelia kendini kurtarmayı başarsa da gerçek dünyada yaptığı seçimin sonuçlarına katlanmak durumunda kalıyor. Bunlardan ilki kurallara uymadığını öğrenen Pan’ın Ofelia’ya prenses olma yolundaki şansını kaybettiği, artık diğerleri gibi ölümlü olacağı ve kendilerinin de gittikçe silinen anılarla unutulacağını söylemesi oluyor. Annesini iyileştiren adamotu kökünün Yüzbaşı Vidal tarafından bulunması, annesinin adamotu kökünü ateşe atması ve bebeğini dünyaya getirirken hayatını kaybetmesi de cezaların devamı olarak karşımıza çıkıyor.

Ofelia için geri dönüş yolu Pan’ın ona ikinci bir şans vermesiyle başlıyor. İlk şansını zaaflarına yenik düşerek değerlendiremeyen, bunun sonucunda annesini kaybeden, Mercedes de gittikten sonra Yüzbaşı Vidal’in boyunduruğunda yalnız bir yaşam sürmek zorunda kalan Ofelia için ikinci şansın son kurtuluş umudu olduğunu düşünebiliriz. Yeni hayatını şekillendirmek için gereken fırsat bu noktada eline geçiyor. Gerçek dünyanın karanlığından kurtulabilmek için kendi hayal dünyasının sınavlarına ve zorluklarına katlanıp orayı renklendirebilmek adına Ofelia’nın krallığına ulaşması ve bunu gerçekleştirebilmek için kardeşini alıp labirente gitmesi gerekiyor. Kardeşini alarak labirente kaçmak isterken Yüzbaşı Vidal’e yakalanıyor ve Yüzbaşı onu labirente kadar takip ediyor.

Filmin geneli gibi burada da hikaye paralel olarak ilerliyor. Ofelia hayal dünyasında üçüncü sınavıyla yüzleşirken gerçek hayatta da onu takip eden Yüzbaşı Vidal’le yüzleşmek durumunda kalıyor. Pan’ın ondan kardeşinin kanını akıtmak istemesi eğer bunu yapmazsa sınavı geçemeyeceğini ve asla bir prenses olamayacağını söylemesi yaşadığı dönüşümle ağır bedeller ödeyen ve bu bedeller sonucunda elinde kalan tek değerli varlığı olan kardeşini feda etmesine neden olmuyor. Ofelia kardeşinin hayatını kendi hayatının önüne koyuyor ve bir masumun kanını akıtmaktansa karanlık, zulüm dolu gerçek dünyada yaşamayı yeğliyor. Buna paralel olarak gerçek dünyada ise Yüzbaşı Vidal bebeği Ofelia’nın elinden alarak onu vuruyor.

Ofelia Yüzbaşı Vidal tarafından vurulması ve öncesinde Pan’ın kardeşinin kanını akıtma isteğini reddetmesi seyircide bir ölüm izlenimi yaratsa da bu noktada Ofelia’nın kendi hayal dünyasında bir sarayda uyandığına şahit oluyoruz. Hikaye boyunca gerçek dünyanın karanlık dehlizlerinden sıyrılıp kaçtığı fantastik dünyanın zorluklarına göğüs geren ve yolculuğu sırasında zaaflarına yenilmemeyi, iradesini kullanmayı, nefsinin peşinden giderse bunun sonuçlarıyla yüzleşeceğini öğrenen Ofelia’nın bilinçaltının karanlık öğeleriyle bezeli hayal dünyasını renklendirmeyi başardığını görüyoruz.

Hikaye boyunca annesinin hastalığına, çektiği acılara şahit olan Ofelia sarayda annesini bir tahtta oturup gülümserken buluyor. Yanında Yeraltı Kralı yani babası yer alıyor. Pan kendisine kardeşinin kanını akıtmayarak aslında sınavı geçtiğini, ölümsüzlüğe, krallığına kavuştuğunu ve artık hayatını bir prenses olarak devam ettireceğini söylüyor. Filmin sonunda Ofelia katlandığı zorluklar, hem kendi hayatını hem annesinin hayatını değiştirmek için aldığı sorumluluklar neticesinde faşizmin karanlığına boğulmuş, acılarla yoğrulmuş, mutlu bir aile yaşantısından çok uzak gerçek dünyadan; halkının mutlu olduğu, mutlu bir aile yaşantısına sahip olabileceği renkli bir dünyaya geçiş yapıyor.

 

dasdasdsa.JPEG