BLOG

Seans Detaylarıyla Freud’a Farklı Bir Bakış

Pazartesi, 19 Mayıs 2014 1126 Views 0 Comments

Freud’un psikanalitik teorisine dair birşeyleri herkes hayatında en az bir kere duymuştur. Erkek ve kız çocuklarının yaşadığı farklı kıskançlıklar, bilinçaltının insan hayatında ve davranışındaki rolü falan… peki ama Freud oralara nasıl geldi ya da ondan önce hiç mi yoktu terapi dediğimiz şeyin muadili?

Ruhsal bozukluklar M.Ö 2000’lerde de vardı elbette; kültürlerin bakışı birbirlerinden çok farklı olsa da. Mesela Babilliler, iblisler tarafından ele geçirilen kişiler olarak görürlermiş ve tedavi yöntemi olarak büyü ve dini ritüelleri kullanırlarmış. İbraniler’de de günaha karşılık bir ceza olarak algılanırmış bu ruhsal farklılıklar ve yine onların yöntemleri de büyü ve dualarmış. Yunan filozoflar konuya biraz daha günümüze yakın bir şekilde bakmışlar ve ruhsal bozuklukları düzgün olmayan düşünce işleyişi olarak tanımlamışlar. Filozof olduklarından tedavi yöntemi olarak kelimelerin iyileştirici gücüyle ikna yöntemini önermeleri çok şaşırtıcı değildir herhalde. Ancak Hristiyanlıkta inanış yine şeytanın dahil olduğu şeklini almış. Filmlerde gördüğümüz cezalandırmalar, idamlar, şeytan çıkartma gibi yöntemler kullanılmış. 18. Yüzyılla beraber, kimileri tarafından “nefes alanlar için mezarlık” olarak adlandırılan enstitüler oluşmuş. Zincirlerle bağlanmış insanlar; hatta kimi zamanlarda halka açılmış seyirlik niyetine.

Yavaş yavaş da olsa daha insancıl tavırlar alınmış tabi zamanla. Ama Freud’un terapi yönteminin toplum tarafından çabuk sayılabilecek bir zamanda kabul görmesinde etkili olan hareket, Emmanuel Kilisesi’nin başlattığı konuşma terapi seansları. Kilisenin saygı değer din adamı Elwood Worcester bir gün ayin sonunda konuşmasını yaparken bir çağrıda bulunmuş. Psikolojik sorun yaşayan biri varsa eğer, ertesi gün gelip kendisiyle görüşebileceğini söylemiş. Birkaç kişi beklerken 200’e yakın insan gelmiş. Bireysel ve grup terapileri Emmanul Kilisesi önderliğiyle yapılmaya başlanmış ve özellikle 1906 ile 1910 yılları arasında oldukça etkili olmuştur.

Peki Freud’un terapilerinin özelliği neydi? Öncelikle Freud kendisini insanları iyileştirmeye adayan bir terapist değildi. Tüm amacı, ünlü olma isteği dışında tabi, insan kişiliğinin işlev ve fonksiyonlarını açıkladığı teorisine katkı sağlamak ve kanıt bulmaktı. Hatta kendisi de bunu kabul etmiş ve yardım tutkusundan yoksun olduğunu söylemiştir. Seanslarına dair ilginç bir anekdot: Hastalarından bir tanesi seans sırasında Freud’un köpeği Jofi ile yaşadıklarını anlatmış. Eğer Jofi dışarı çıkmak için kapıyı zorlarsa, Freud hastasına “Jofi söylediklerini onaylamıyor”; içeri girmek isterse Jofi, “sana bir şans daha verdi Jofi” diyormuş. Hatta eğer hastası duygusallaşırsa Jofi üzerine atlıyormuş ve bu sefer Freud “gördün mü? Jofi ne kadar heyecanlandı sen kaygının kaynağını bulabildin diye” diyormuş. Mesela bana “hadi canım; yapmamıştır” dedirtmiştir bu hikaye. Ama Freud’un terapilerinin başka bir özelliği daha vardı. Eğer hastası geçmiş travmalarını hatırlamakta zorlanıyorsa ya da bilinçsiz bir şekilde bastırıyorsa, Freud hatırlamaları için bir yöntem geliştirmiş. Hastasının yüzünü ellerinin arasına alıyor ve tekrar tekrar soruyormuş. Tekrarlardan sonra eğer danışandan hala istediği cevabı alamamışsa elleriyle uyguladığı baskıyı arttırıyormuş. Bakınız: “hadi canım” vol 2.
Rüya analizleri de en bilindik çalışmalarından biridir Freud’un. Mesela rüyanda kral ve kraliçe görüyorsan anne babanla ilgilidir o rüya içeriği. Yahut bir kalabalığın içinde kendini çıplak olarak görüyorsan fark edilmeye ihtiyacın var demektir. Bu gibi genellemeler yapılır Freudyen bir analizle ve herşey duygusal çelişkilerinizle alakalıdır denir. Fakat tabi ki günümüz araştırmaları rüya içeriklerinin maruz kalınan internet, oyunlar, televizyon gibi materyallerden de etkilenebileceğini gösteriyor. Yani sonuçta laptop başında facebook karıştırırken görürseniz kendinizi, çıkartabileceğiniz muhtemel anlam canınızın sıkıldığıdır.

Gördüğünüz her rüyayı bilgisayarınızın başına koşarak site site dolaşıp anlamlandırmaya çalışmak oldukça yorucu olabilir. Sonuçta Freud iki sene uğraşmış kendi rüyalarıyla. Bir bilene bırakmakta fayda var derim ben; çünkü unutmayın ki “bir puro bazen sadece bir purodur” ve aslında buradaki “bazen”dir kritik olan.

Kaynakça: Modern Psychology: A History, D.P. Schultz & S.E. Schultz, 10th edition.