BLOG

ZAMANA KARŞI FİLMİNİN İDEOLOJİK KURAMA GÖRE ANALİZİ

Çarşamba, 03 Haziran 2015 3249 views 0 comments

Amerikan yapımı Zamana Karşı, konusunda barındırdığı ideolojik yaklaşım ve eleştiriye sahip bir bilim kurgu filmi. Gelecek zamanda geçen filmde ölümsüzlük bulunmuş ve insanlara genetik müdahalede bulunulmuş. İnsanlar deri altlarında 25 yaşında çalışmaya başlayan bir saatle yaşıyorlar ve yaşlanmıyorlar. Saatler, dakikalar ve saniyelerin paranın yerine geçmiş olduğu bir düzen söz konusu. Yaşamak için kendi zamanlarından harcamak zorundalar. Yaşamak için çalışmak zorundalar. Yaşamak için düzene hizmet etmek zorundalar.

İdeoloji gibi en temel Marksist kavramlar film analizlerinde olduğu kadar sinemayı toplumsal yapıya entegre eden teori ve yaklaşımları desteklemiştir. Zamana Karşı filmi ideolojisini alt metin olarak değil direkt olarak konusunun ana maddesi olarak vermekte. Andrey Niccol filmde kapitalist sisteme ağır bir gönderme yapıyor ve bunu Marksizm ile destekliyor.

Gelişen teknoloji ve bilim ile ölümsüzlüğün bulunduğu ancak doğal dengeye aykırı olan bu durumun sisteme de en iyi hizmet etmesi amacını güderek saat işlemi başlatılmak suretiyle genetikle oynanır. İnsanlar artık yaşlanmayacaklardır. En verimli yaşlarında kalacak şayet yeterli zamanı varsa sonsuza kadar yaşayacaktır. 25 yaşına kadar her insanın yaşama hakkı vardır ancak 25 yaşından sonra saatleri 1 yıllık süre ile çalışmaya başlar. Yaşamlarına devam edebilmek için çalışmak, dilenmek, kendini satmak ya da dövüşmek zorundalardır. sadece zengin ise ölümsüzlüğe sahip olma hakkına sahiptir.

Sınıf kavramı geçmişten günümüze neredeyse tüm toplumlarda karşılaştığımız bir yapıdır. Proletarya ve burjuvazi kavramları yani işçi ve işveren ayrımı çok açıktır. Bügüne kadarki tüm tarih sınıf mücadeleri tarihidir.Ezen ve ezilen birbiriyle sürekli bir karşıtlık halinde olmuştur. Bu mücadele ya toplum yapısının devrimci bir dönüşümüyle ya da mücadele eden sınıfların hep birlikte çöküşüyle sonuçlanmıştır. ( Komünist Manifesto- Karl Marx)

Sınıfların ayrımı toplumda hem çok net olmasına karşın yaşam şekli homojen bir yapıda da gözlenebilir. Ancak filmde sınıflar çok keskin çizgilerle belli edilmiştir. Farklı ekonomik düzeye sahip insanlar aynı bölgede yaşayamaz, aynı yerde kalamaz, çalışamaz, aynı suyu içemezlerdir. Bölümleri ayrıdır ve atlamak için zamanlarından harcamak zorundalardır. Çalışan daha doğrusu sömürülen sınıf içinde de bir dengenin olması gerekir. Filmde geçen bir replikten alıntı yapmamız gerekirse birkaç kişinin yaşaması için diğerleri ölmelidir. Bu yüzden zaman dilimleri mevcuttur. Alt yapıdaki insanlar için temel ihtiyaçların fiyatları yani zaman karşılıkları gün içinde artış gösterebilir. Bunun temel sebebi ölmelerinin sağlanması ya da daha fazla emek istenmesidir. Genetik müdahale aslında bir nevi faşizmi de doğurmuştur.

Mark’a göre ait yapı maddi üretim münasebetlerinin toplamıdır. Sosyal şuurun belirli şekillerini karşılayan kanuni ve politik üst-yapılar, hep bu gerçek temel üzerine kurulmuştur. Maddi hayattaki üretim tarzı, politik ve sosyal oluşumların genel karakterini belirler. ( Sosyoloji tarihi, N.Ş. Kösemihal.) Yani filmde de işlendiği gibi ahlak, hukuk, eğitim, sosyal hayat ve hepsinden ziyade kişinin hayatı ekonomi ekseninde dönmektedir. Bu ekseni bozmak gibi bir durum söz konusu değildir. Darvin kapitalizminde olduğu gibi evrim teorisinin genel yargısıyla güçlü olan kazanacaktır, evrim adil değildir.

Marksizim siyasali ekonomik ve felsefi bir bütünük içeren bir öğretidir. İdeolojik olarak sınıflar savaşı teorisini atar ve zorunlu sonucu olarak da daha önce de bahsettiğim proletarya’nın diktatörlüğüne ve sonrasında toplumsal eşitlik dünyası ile komünizme ulaşılacağını öngörür. Bu öğretiden yola çıkarak analizimizi daha anlaşılır kılmak adına öğretinin tarihsel olarak ayrılmış bölümlerinden yardım alabiliriz.

-İlkel komünizm: Kabile topluluklarının birlikte yaşayışı

-Köleci toplum: Kabileler gelişerek şehir devletlerini oluşturur. Aristokrasinin doğuşu

-Feodalizm: Aristokrasi ikdidarı, tüccarlar kapitalistlere evrilir.

-Kapitalizm: İktidarda kapitalistler vardır. Üretim emeğini kiralamak durumundaki proletarya tarafından gerçekleştirilir.

-Sosyalizm: Sınıf bilinci kazanan işçiler devrimle iktidarı alır ve üretim araçları komusallaştırılır.

-Komünizm: Sınıfsız ve devletsiz toplum, tüm dünyada sosyalist iktidarın başa gelmesi sonucu oluşur.

İnceleyeceğimiz bölüm Kapitalizm’den sonrasıdır. Zamana karşı filminde emeği kiralanan hatta satın alınarak üretmeye zorlanan bir sınıf mevcut. Öğretinin temel unsurlarından sınıf savaşını da çok net görebiliriz. Ancak sınıflar arasındaki durumu bozacak yani iktidarı düşürecek aynı zamanda da ekonomi temelli yaşamı düzenleyecek bir kahramanımız mevcuttur. Filmde kapitalizm’den başlayarak komünizme geçiş görüyoruz. Yani idolojik açıdan öğreti filmde tamamlanıyor. Genelde alt metin gönderme olarak kullanılan idolojilerin Zamana karşı filminde ana konu olması ise dikkat çekiyor.

Filme düzen, ana karakterimizin tesadüf sonucu elde ettiği yüz yılla bozulmaya başlıyor. Bu tesadüfi durumu oluşturan kişi yüz küsür yaşında ve isterse sonsuza kadar yaşamasına yetecek kadar zamana sahip. Ancak insan organizması her ne kadar genetiği ile oynanmış olsa da insan. Ve fiziksel olarak 25 yaşında kalsa da psikolojik olarak yeter dediği bir nokta oluyor. İşte Salas’ın karşılaştığı kişi sistemi farkında olan ve sorgulayan kişiydi. Ölmek istedi ve yıllarını ona yardım eden ve sahip olduğu zamanı boşa harcamayacağına inandığı kişiye aktardı. O gün zamanı otobüse binmek için yeterli olmadığından koşması gereken annesinin birkaç saniye ile ölmesi sonucunda Will Salas koluna eklenen bu zamanı düzeni konrol eden ekonomi iktidarını bozmak adına kullanmaya karar verir ve sınıf değiştirir. Düzendeki çatırtı tam olarak bu noktada başlar. Çünkü alt sınıftan biri ait olmadığı bir sınıfa geçmiş ve sahip olmaması gereken bir zamana sahiptir. Üst sınıfta kumar ile zamanını on katına çıkarır. Yani annesinden, kendisinden çalınan zamanları tam olarak çalanlardan geri alacaktır. Ancak dengesizlik zaman tutucular tarafından farkedilir, yakalanarak saati boşaltılır. Kapitalist ideoloji bu noktada kendini çok net belli eder. Yakalandığı sırada Will “Getto’da her gün toplu katliam var neden bir intiharı araştırıyorsunuz. Hırsız arıyorsanız içerideki insanların hepsini almanız gerekir.” Der.

Üst sınıf birinin alt sınıfın emeğini, saatlerini, hayatını düzen içinde çalıyor olması bir suç değildir. Bu olması gereken olarak görülür, güçlü yaşar, kazanır ve suçlanmaz. Ancak alt sınıftan birinin sahip olamayacağı yüz yılın ona hediye edilmesi yargılanması gereken bir durumdur. Olay zaman değil hakim olan düzenin sarsılacak olmasıdır. Zaman yani para çizgisinin bozulmasından korkulur. Bunun üzerine ekonomik iktidarın başında bulunan kişinin kızıyla kaçan Will Salas gettosuna döner ve bu noktadan sonra hiyerarşik sarsıntı halka taşınmış olur.

Sylvia Weis ile Getto’ya dönen Salas için olay artık saatinin tükenip yaşamına devam etme noktasından çıkmıştır. Hakim olan Kapitalist yaşamı yıkarak yani Marksist öğretinin içerdiği gibi kapitalizmi çökerterek komünist sosyalist bir düzen oluşturmak amacı benimsenmiştir. Bunun için yapılacak olansa kaçınılmaz olarak tarih boyunca var olan sınıf ayrımını yok etmekten geçer. Sınıflar arası oluşacak bir savaştan sonra gelen yıkım ve eşitlikle ancak istenilen gerçekleştirilebilir. Paranın yerini dakikalar aldığına göre ise yapmaları gereken üst sınıfa ait fazla ve gereksiz zamanı gettodakilere dağıtmak olacaktır. Sylvia Weis ile birlikte Slyvia’nın babasının bankalarını soymaya başlarlar. Amaç hırsızlık ya da sonsuz ve lüks yaşam değildir. Amaç emeğin karşılığında çalınan hayatları eşit bir şekilde dağıtmaktır. Yani tarih boyunca yaşanan ve gelecekte teknoloji had safhalara dahi ulaşmış olsa yaşanılacak olan ezen ve ezilen kavramını yok etmektir.

Burjuvazinin kendisi lehine kullandığı silahlar yani zaman karakterlerimizin bu devrimci hareketiyle kendisine yöneltilmiştir. Üst sınıftan aldıklarını alt sınıfa dağıtarak eşitlenme sağlanmaya çalışılmıştır. Onlar çalar, onlar dağıtır ancak sistem öyle güzel oturtulmuştur ki dağıtılanı eski durumuna sokmak için tek yapılması gereken yaşamlarını devam ettirebilmek için gerek duydukları temel ihtiyaçların fiyatını arttırmaktır. Örneğin bir kahvenin fiyatı 1 saat ise 3 saat olur. Banka faizi %3 ise %30 yapılır. Böylelikle fazladan gettoya dağıtılan zaman tekrardan üste geçmiş olacaktır. Yani savaş daha da kızışacaktır. Bu da üstte bulunan zamandan daha fazla çalınması anlamına gelir ve karakterlerimiz bunu da yaparlar.

Sistem öyle sağlam bir yapıdadır ki sistemin içinde bulunan herkes entegre olmuştur. Ne gerekiyorsa onu yapmaktadır ve başka bir seçeneğinin olmadığı düşünür. Sistemi bozacak olan ise virüs gibi algılanarak suçlanmaya başlanır. Benimsediği ideolojiye uygun olarak kapitalist sitemi sarsan kurgu komünizme doğru olan yolculuğunu anarşi oluşumuyla sağlar. Sistemin tamamiyle bozulması içinse bariyerlerle keskin olarak belirlenmiş sınırların bozulması gerekir. Çünkü gettoda olan gettoda kalır ona çizilmiş sınırları geçmezse sistem gereğince harcamaları arttırılarak yada sahip olan zaman geri alınarak eskiye dönülecektir. Böylelikle Kapitalizmin koruyucuları yenilir ilk olarak daha sonrasında sınırlar yıkılır ve homojen bir yapı elde edilir. Bu homojen yapı sayesinde hangi bölümde kimde fazladan zaman olacağı bulunamaz.

Sağlanması gereken ihtiyaç doğrultusunda emek harcamıdır. Kapitalizm’in temel kelimesi ekonomidir, paradır. Bu para hırsı içinde ise yapılması gereken güçlü kalmak ve kalamayanı ezmektir. Karışan sınıflarda düzen de bozulmuştur.

Filmin ait olduğu ideoloji çerçevesine uygun olarak yıkılan kapitalist ideolojinin yerine komünist bir yapı sağlanmaya çalışılmıştır. Sağlanabilmiş midir? Sorunun cevabı ise belki birkaç kuşak içiin evet olabilir ancak evrim teorisinden beri süregelen bir teori vardır ki güçlü olan kazanır. Bunun için daha büyük bankalardan daha büyük mebladaki zamanları eşit olarak dağıtmak gerekmektedir karakterlerimize göre. Tabi ki bunun öncesinde elde edilmiş kazanımları ideoloji ile bağdaştırmamız gerekirse. Sınıflar arası savaşı Proletarya kazanmıştır. Çizilen keskin hatlar kaaybolmuş herkes tek bir noktada buluşup aynı suyu içebilir duruma getirilmiştir. İktidar sarsılmış, yapılan devrimsel hareketle gücü elinde bulunduranların beslendiği kaynak sınıf bölgesi boşaltılmıştır. Bunun için tekrar güç elde etmek için yeniden bir yapılanma sağlamaları gerekmektedir ancak paranın yerini hayatındaki saatlerin aldığı insan artık başka seçeneğinin de olduğunu görerek farkındalığı daha yüksek bir sorgulayıcılıkla yaklaşacaktır.

Marx’ın öğretisinin tam olarak gerçekleştirilmesi için iktidarın proletaryanın egemenliğine geçmesi ve tam eşitlik ve özgürlük ortamının sağlanması gerekmektedir. İn time filminde bunun gerçekleştirilmesi için gelecek çizgide olasılık dahilinde bir temel hazırlanmıştır. Ancak tamamlanmamıştır. Yol gösterilmiş, karşı çıkılmış, sorgulanmış ve sarsıntıya sebep olunmuştur. Hollywood tür filmlerinden olsa dahi net bir yaklaşıma sahip bu film konusunu gelecek yaşamda üstelik bilim kurgu yoluyla aktararak bir başarı elde etmiştir.

Yazar: Çağla Doğruer